|
Yaratıcı olan Allah (c.c.) ilk bilgiyi (ilim) ilk insan olan Adem (a.s.)’a verdi. O bilgiyle kendisi gibi eş edinmesi ve onunla kurallara uyulursa huzurlu olabileceğini öğretti. Onlara yerleştirildikleri (cennet) alemde neler yapması gerektiğini, nelerden kaçınmaları gerektiğini bildirdi. Yediklerine içtiklerine dikkat etmelerini hayatın ve ona gerekli olan bilginin iyilik tarafı olduğu gibi kötülük tarafı da olduğunu, bazı insanların kirletilmiş bilgi ve nefsin istekleri nedeniyle bir kısım insanlara kötülük yapabilecekleri ilim olarak verdi. (tedbirli ve dikkatli olunsun diye) çünkü tedbirde dikkatte ancak bilgi ile olur ve böylece ilk ilim (bilgi) ilk insanda tezahür etti. Kendilerine verilen ilim ve güzel yurtta huzur içinde yaşaması gereken insan, o ilmi kullanmayınca ikinci insanın olduğu yerde faydasız ilim, birini istekleri şeytan ve nefisle birleşince o benimsedikleri faydasız ilim huzurlarından ve güzel yurtlarından (cennet) uzaklaşmalarına vesile oldu. Ve yeryüzü denilen alemde insan’a çocuk edinme, çift sürme, zanaat edinme, yerleşme alanları kurma, topraktan çeşitli nebatlar üretme, ve daha nice ilimler ve hatta Habil ve kabil hadisesi ile ölülerini bile ne yapacaklarını (gömülme) ilim olarak öğretildi. İşte yaratıcı ilk insandan başlayarak, Kur-an’ın indirilişine kadar insan oğluna yaşamda ve imtihanda gerekli olan ilimlerin tamamını gösterdi. Sayfalar dolusu yazı yazmakla değeri anlaşılamayacak olan “ilim” bahsini yazabilmemiz için ilme sahip olması gereken insandaki bazı meziyetleri bilmemiz gerekir. Çünkü insan bir yaratılış mucizesi ve yeryüzünün en saygın misafiri kendisine bahşedilen bazı özelliklerinden dolayıdır ki insana bahşedilen bu özellikler diğer canlılarda hayata uygulanabilecek kadar yoktur. Bunlar doğru ile yanlışı adalet ile zulmü faydalı ile zararlıyı, iyi ile kötüyü ve güzellik ile çirkinliği ayırma özelliğidir. Diğer canlılar bu meziyetlerin tamamına sahip olmadıkları için imtihana tabi tutulmayacakları gibi bu meziyetlerin tamamına yaratılış itibarıyla sahip olan insan imtihana tabi tutulacak ve yaptıklarından, yapması gerekirken yapmadıklarından, söylediklerinden, söylemesi gerekirken söylemediklerinden imtihana tabi tutulacaktır. Onun için ilim (bilgi) önemli ve aynı zamanda gereklidir. Fakat ilim hayatı yaşanır kılmak, dini ve ahlakı beslemek içindir, dünyayı yiyip yutmak için değil. Biz bugün insanda var olan meziyetlerden doğru ile yanlışı ayırma meziyetinden doğan ilim üzerine yazacağız, fakat güzel ile çirkini ayırma özelliğinin getirdiği manevi ilimler ve onun gereklilikleri üzerinde duracağız. Konu geniş olup bizi aşan boyutunu da hesaba katarak bilgi dağarcığımızın yettiği kadarı ile iktifa edeceğiz. Hayat zorluklarla mücadele sanatıdır, insanlar ise zorluklara karşı koyma kuvvetini ancak öğrenmek sayesinde elde edebilirler, bilgi sahibi olmayan insanlar en ufak zorluk karşısında yenilgiye uğramaya hazırdırlar. Bilginin olmadığı yeri korkular besler, korku ise insanı yiyip bitirir. Nasıl ki bütün kötülüklerin kaynağı cehalet ve kirletilmiş bilgi ise, bütün iyiliklerin kaynağıda sürekli öğrenen konumunda olmak ve arındırılmış bilgidir. Bu bağlamda hz. Ali (ra)nın şu sözü önem arz ediyor. İlim olmadan yapılan ibadette, anlayış olgunluk ahlak ve karakter vermeyen ilimde hayır yoktur diyor. Çünkü bilgi önemli bir güç kaynağıdır, bilginin gereksiz olduğunu düşünen insanlarla büyük işler başarılamaz. Bilgi edinip de onu hayra kullanmayanlardan veya kendisi ile çürüyüp gitmesine sebep olan kimseden bedbaht insan olamaz. İlim öğrenip onu kötülük için veya dünyayı yiyip yutmak için kullanan daha gafil ve kendi zulmünü de hazırlayan insan ve zavallı insandır. Eğer öğrendiğimiz ilim sizi iyiye, doğruya, güzele ve faydalıya yönlendiriyorsa o bilginin hem size hem de birlikte yaşadığınız topluma faydası olur. Fakat öğrendiğiniz ilim bütün diplomalarınıza, kariyerinize, böbürlenmenize rağmen sizi kötüye, yanlışa, çirkine ve zararlıya yönlendiriyorsa o zamanda bediüzzaman’ın tabiri ile sadece kitap yüklü mertebesindesiniz demektir. İlim öğrenilen değil yaşanandır, yaşanmayan ilim geçmeyen para gibidir diyor (imam Şafi) Oysa günümüzde ilim yaşanmak için değil menfaat elde etmek için tahsil edilir hale geldi. Nice insan edindiği ilim sayesinde zalimlerin değirmenine su taşıyor. İlim öğrenenler bilmelidir ki, idarecilerin ilim sahibine olan ihtiyacı, ilim sahibinin idareciye olan ihtiyacından daha fazladır. Fakat bizim bahsettiğimiz çıkarı için bütün değerlerini satan şaklaban idareci tipleri değil. Onlar zaten ilim ehli olanları asla yanına yaklaştırmazlar. Çünkü gerçek ilim sahipleri şakşakçılık yapmazlar ve çapsız idarecilerde bundan hoşlanmazlar. Oysa yaratıcı olan Allah (cc) bilmediklerinizi bilenlerden sorup öğreniniz (Enbiya-t) diye buyuruyor. Buna rağmen soru sorarak bilgi edinmeyi zul sayan insan kendi cehaletinde boğuluyor. Soruda cevapta bilgiden doğar diyor Mevlana. Bu nedenle senin bilginin artmasına katkı sağlayan dost, her karşılaştığında avucuna bir kese altın koyan dosttan daha hayırlıdır.(ibni sad) Dostluklar arkadaşlıklar çalışma yerleri takıldığınız sosyal gruplar sizi aymazlığa değil, ilme yönlendirmelidir, faydalı olanda budur. İlim ehli ile bir arada bulunmak, onlarla sohbet etmek ayrı bir güzelliktir. Çünkü onların dilleri söylerken, esas konuşan gözleri ve kalpleridir ve buda insana huzur verir. Cahillerle sohbeti ve arkadaşlığı göze alanlar ise her cefaya da katlanmaya hazır olmalıdırlar. Alim ile sohbet, lüülü mercan incidir. Cahil ile sohbet, her gün bir can incitir.
İlim sahibi olmak hoşgörüyü, yeniden çalışma gücünü nezaketi de beraberinde getirir.
İlim sahibi olmak, diğerlerinin her şeyin bittiğini söylediği anda bile yepyeni bir başlangıçtır. Ve ilim sahiplerinin mazeretleri yoktur, sonuçlara da takılıp kalmazlar. İlim gıda gibidir, ona her zaman ihtiyaç vardır. İlim sahipleri edep, ahlak ve nezaket sahibi insandır. Ne söyleyeceğini, nerede söyleyeceğini bilir, bir gün başka diğer gün başka konuşmazlar Dünyanın bütün değerlerini onların önüne serseniz bile gerçek bilim adamları asla dostlarını ve davalarını satmazlar, vatanını ve milletini sıkıntıya sokacak karar almazlar. İlim iyiliktir, güzelliktir, huzur ve saadettir, berekettir, ahlaktır, inançtır, ekonomik refahtır. İnsanlık bunların tamamında uçuruma doğru sürükleniyorsa ki öyle görünüyor, idarecilerin bilgi derecelerini sorgulamak lazım.
|