|
İdare Vasfı Yukarıdaki sözü ve dünyadaki yansımaları gördükten sonra diyoruz ki toplumlar geleceklerini garanti altına alacak ve geniş düşünecek insanları yetiştirmek mecburiyetindedir, yoksa ayakta kalamazlar. Yalancı, iki yüzlü, milletine karşı dürüst davranmayan, sürekli aldatan kişilerin işbaşına gelmesi o millet için bir felakettir. Dürüst olmayan, istikameti düzgün olmayan, söylediği ile yaptığı birbirine uymayan kişilerin milletin işlerini sağlıklı yapması düşünülemez. Kalbi başka, sözü başka, işi başka kişilere değil devlet işleri, çok küçük işler bile emanet edilemez. Devlet işleri çok büyük sabır isteyen işlerdir. Aceleci, istikrarsız, fikirsiz, sabırsız ve kararsız insanlar böyle ağır işlerin altından kalkamaz. Az bir zorluk karşısında kaybetmeyi göze alan insanlar idareden uzak tutulmalı. Neden? Çünkü mevlamız buyuruyor ki And olsun ki biz insanı zorluğa karşı dayanıklı bir şekilde yarattık. (Beled- 4) öyleyse bu vasfa sahip bir insan küçük menfaat ve zorluklar karşısında pes ediyorsa, ondan ne kendine ne insanlığa fayda gelir. Dolayısıyla bu tip insanı da idareden uzak tutmak gerekir. İdarecide şu iki vasıf bulunmazsa başarma şansı yoktur. Bunların biri İNANÇ, diğeri ise İLİM’dir. “Ehliyet ve liyakat ilim babının içinde saklı” Bir idarecide ilim varda inanç yoksa, zorlukların üstesinden gelme gayreti gösteremez. İnanç olup ilim olmazsa bu defada çözmesi gereken sorunların üstesinden gelemez. İnanç bilgiyi desteklemezse, o bilgi cemiyeti çile çekmekten kurtaramaz diyor Cemil Meriç. Buna istinaden diyoruz ki Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un Fethinin gerçekleşmesi için verdiği mücadele İNANÇ, gemilerin karadan yürütülmesi ise bilgi(ilim) sayesindedir. İdarecilerin önemli işlerinden bir tanesi de yapılacak işlerde inanç meydana getirmektir. İnsanlara yapacakları işin inancını aşılamak, onun gücünü on kat artırmak demektir. Tarihin büyük olayları çoğu defa inançlarından başka dayanakları olmayan insanlar tarafından aksiyon sahasına çıkartılmış ve bir çok zaferler elde edilmiştir. İdarecide bu vasıf ve onun gereklerini yerine getirebilecek bilgi ve sonuca gidebilecek kararlılık ve sabır olmalıdır ki, toplumunu hür, özgür, üreten, paylaşan, hak ve adaletin tesis edilmesi için mücadele eden huzurlu topluluklar meydana getirebilsin. İdarecilerin bilgisizlik ve becerisizlikleri yüzünden nice topluluklar zarar görür, nice topluluklar idarecilerin tavırları yüzünden devletine küser ve buda toplumsal huzursuzluklara yol açar. Şair diyordu ya; Fermanın fermanla hükmü giderde Gönül fermanına Ferman kar etmez İdarecilerin uzun süreli gaflet ve kiminin ihanetleri veya bilgisizlik, becerisizliklerinin sonucu toplulukların devletine karşı gönül yarası onarılamaz mercilere varıyor. Onun için Mevlana diyor ki, “Bilgi mal, mevkii ve hüküm kötü kişilerin elinde fitnedir” Ehliyetsiz ve kabiliyetsiz yöneticiler yönettiği toplum için yeterli bir azaptır, bu tip yöneticiler yönettiği milletin huzur ve mutluluğunu, birlik ve beraberliğini yok eden bir bela bir musibettir. Bazı idareciler buzlu yolda frene basan şoför gibidir, yaptıklarının sonucunu asla kestiremezler. Allah(c.c.) milletimizi bu tip idarecilerden korusun ve kurtarsın. İki kimse vardır ki memleketin ve dinin düşmanıdır diyor Sadi; birisi halim ve selim olmayan öfkeli idareci, diğeri ise ilimsiz cahil müslümandır. İdarecilerin rehberleri de önemlidir. Bülbülü rehber edinen gül bahçesine giderde, kargayı rehber edinen ancak mezbeleliğe gider. İdareciler kılavuzlarına şöyle bir yeniden baksınlar. Görünen köyü söyleyelim mi? Gezdim siyasetin saraylarını Devler aynasında cüceler gördüm, Seferber etmişler dünyalarını Başında rütbesiz niceler gördüm diyerek yazımızı Muhterem Erbakan’ın bir sözü ile bitirelim.
Ne mutlu ibadet aşkı ile bu ülkenin temiz insanlarına hizmet etmek için mücadele edenlere.
|